Kayıtlar

Ağustos, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ne Kadar Güzel?

Resim
   Sıcak iklimin yaz gecesi serinliğinde , sadece bir kaç insan sesinin olduğu , ufak tefek tabak, çatal , bıçak ve bardak seslerinin olduğu huzurlu bir akdeniz restoranı hayal ediyorum .   Sen, ben ve içki … Hayır çok film izlemiyorum , şarap değil , akdeniz meyvelerini yiyelim . Sen ben ve üzüm . Ama yıldızları çok net görebildiğimiz ışıksız bir akdeniz kasabası olsun ki ben göğe baktığımda gördüklerimi , gördüğünü zannedesin . Oysa ben yıldızlar olmasa da göğe bakarım zaten ya, eğer merak edip baktığında göremezsen benide üzersin.   Sen bambaşkasın , sen “Schindler’s List” filmindeki kırmızılı kız , sen herkes gibi olmayan gözümde , sen de gör isterim benim gibi , sen dört yapraklı yonca değilsin biliyorum . Sadece omzuna yaslanmak istiyorum .   Sadece senin varlığını hissederek Akdenizi seyretmek ; gökyüzüne bakmak istiyorum . Sadece sen ben ve kokun . Sen ben ve yıldızlar . Belki seni tanımıyorum belki tanıyorum , ama sen her göğe baktığında ...

Yeni Hayat

Resim
   Bozkırda; yükü ağır bir ihtiyar, atı var ihtiyarın altında; kahverengi doru bir at. İhtiyar çok hızlı sürüyor atını, yorgun veya kaçıyor değil aslında. İhtiyar artık gerçek hayatını keşfetmiş ve bu hayatında genç birisi artık. Atı o ölene kadar onu taşıyacak; erzakları, o ölene kadar yetecek, hastalıklar ise onun ihtiyar yaşantısında kalacaklardı artık. ‬ ‪ İhtiyar uzun bir yol yürüdü, yürüdüğü yollarda bambaşka diller, bilmediği kültürler, hayatında hiç görmediği başka hayatlar ile karşılaştı. Onlar ile aynı dili konuşmuyordu, dillerden farklı bir iletişimdi onlarla kuracağı. Anlaşabiliyordu ihtiyar, kalabalıktan uzak bu insanlarla. Onlar benliklerini dünyevi zenginliğe sunmamış , yıllardan etkilenmemiş, kültürlerini muhafaza etmiş misafirperver, diğerlerinin onları ilkel gördüğü doğa insanlarıydı. Bu dış dünyadan sıyrılmış köylüler görebilirdi ancak ihtiyarın bu genç halini, onlar ona misafir dediler. İhtiyar en keyifli sohbetini dilini bilmediği bu insanlarla yapıyordu. ...

Rüzgar ve Adam

Resim
  Uçurumun kenarındaydı adam, ne yüksek korkutuyordu onu; ne de öldükten sonra ne olacağı .Ölmek için gelmişti uçuruma adam, bencilce bir ölüm sunmaya geldi öleceğini sandığı bu noktaya. Güneş en tepedeydi, öğle vakti güneşin en çok ısıttığı saatlerdi. Öleceğinden emindi, sadece düşünüyordu. Bencilliğini bir kenara bırakıp, arkada bıraktıklarını geçiriyordu aklından. Her insan gibi düşünüyordu geçmişi ;çocukluğunu , gençliğini, bugüne kadar olanları… Ama, hep aklında, adam olduğu zamanlar vardı; onu buraya getiren, adam olan diğer tanıdıklarının vurdum duymaz yaşamları, dünyadan bezmeye bile vakit bulamamış; koşan insanlar geliyordu aklına : sadece koşan ; mutsuzca, aceleyle ve sadece uyuyan umarsızca, bencilce. O kadar basit geliyordu ki herkes ona, o kadar aynı geliyordu ki her şey. En çok değer verdiği, kendine en yakın hissettiği insanlarda bile bu aynılığı görmüştü adam, onlardan bir tane bile yoktu artık. Düşünüyordu yine adam, bedeninin yalnızlığını umursamıyordu, aklının ya...

İnce Olmak

Resim
 İncelik, sıkıldıktan veya yorulduktan sonra devam edilebilen ve bunu en mutlu edici sözlerle veya görüntüyle gösterildiğinde mümkün. Yani zor geleni yaparak mutlu etmek.   Bazıları durumun zorluğunu belirterek gösterir sevgisini, kimilerine göre belki bunu yapmak aşağılık ve çıkarcı bir sevgidir. Belki başka bir şekilde düşünmek lazım, yani belki de o, inceliği yaptığı kişinin alışmış anlayışsızlığına göstermek için belirtmiştir bu yaptığını. İki taraf bu ince oluşu içinde anlamlı kılıp önemsiyorsa eğer, ancak o zaman zorlukların farkına söylenmeden varırlar.   Nedir yani ince oluşu hak edenler mi vardır? Eğer öyleyse, o sevginin zorluğunu diğeri anlayamadığını düşündüğünde ne büyük bir hayal kırıklığına uğrardı. Eğer öyle değil bunu herkes hak ediyorsa; bunu bekleyen insan, yorulduktan ve sıkıldıktan sonra sevgisi için devam ettirdiği o diğer kişinin mutlu olacağını düşündüğü şeyi sunmayı anlayabilmelidir, anlayamıyorsa o insana yüzeysel bir sevgi zaten ye...